|
http://www.yeniaktuel.com.tr/tur101-1,133@2100.html
Bayındırlık Ve İskân Bakanlığı, Tübitak Yer Deniz Bilimleri Enstitüsü Ve Deprem Riski Taşıyan Bölgelerdeki 12 Üniversitesinden Fay Hatlarındaki Son Durum
İşte deprem riski yükselen bölge ve iller
MURAT YALNIZ
Balâ, İzmir ve Çanakkale; deprem ülkesi Türkiye'nin adeta her karış toprağı
titriyor. İstanbul'un yanı sıra, Anadolu'nun belli noktalarında da büyük deprem
beklentisi giderek artıyor. Türkiye'yi kuşatan fay hatlarında son durum ne?
Hangi iller alarm veriyor, kaç büyüklüğünde deprem bekleniyor? Kritik noktalar
için en iyimser ve en kötümser senaryolar ne yönde seyrediyor? TÜRDEP kapsamında
tüm Türkiye'deki fayları, yani "depremin kalp atışları"nı dinleyen
Bayındırlık-İskan Bakanlığı, TÜBİTAK MAM Yer Deniz Bilimleri Enstitüsü ve deprem
riski yüksek bölgelerdeki 12 üniversite son gelişmeleri Yeni Aktüel'e değerlendirdi.
Yaklaşık üç ay önce, cumhuriyet tarihinin en önemli deprem projelerinden TÜRDEP,
yani Türkiye'nin deprem riski yüksek - ancak tektonik rejimleri farklı - bölgelerinde
deprem davranışının çok disiplinli yöntemlerle araştırılmasına ilişkin proje
Yeni Aktüel'de yer almıştı. TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Yer Deniz Bilimleri
Enstitüsü'nün 14 üniversiteyle gerçekleştirdiği ve Türkiye genelinde diri faylar
üzerinde 184 istasyon kurduğu projeyle; mikro depremlerden sıcak su kaynaklarındaki
ısı değişimlerine, topraktaki radon gazı değişimlerinden büyük sarsıntılara
kadar hemen her ayrıntı izlenerek muhtemel bir depremi önceden tahmin amaçlanıyordu.
Enstitü Müdürü Doç. Dr. Sedat İnan, depremin önceden tahmin edilemeyeceği iddiaları
karşısında umutlu konuşmuş ve bazı bulguların yaklaşan bir depremin tahminini
günler öncesinden mümkün kılacak anomaliler gösterdiğini açıklamıştı. "Deprem
ülkesi" Türkiye'de, aradan geçen sürede faylar tabii ki durulmadı; hatta
son olarak Balâ, İzmir ve Çanakkale'deki orta ölçekli depremlerle korkuyu tazeledi.
Bir yandan da, Marmara'nın dibinin 1999 depremi öncesini andırdığı iddiaları
ortaya atıldı. Yeni Aktüel de Türkiye'deki fay hatlarının son durumunu araştırdı.
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, TÜBİTAK MAM Yer Deniz Bilimleri Enstitüsü ve
TÜRDEP'e katılan 12 üniversitenin katkılarıyla iki hafta sürecek bu dosya çıktı
ortaya.
TÜRDEP'in ve Türkiye'deki fay hatlarının son durumunu konuşmak içinse ilk olarak
elbette yine Doç. Dr. Sedat İnan'ın kapısını çaldık.
Bazı illerde ciddi deprem sinyalleri olduğundan bahseden ve yaklaşık 11 il ismi
telafuz eden İnan, İç Anadolu bölgesinde yaşayanları da yakından ilgilendirecek
sözler söyledi. "Elazığ civarı ciddi sinyaller veriyor... Muhtemel ki yedinin
üzerinde olacak ve Elazığ, Malatya, Diyarbakır ve Adıyaman'ın kuzey kesimlerini
ciddi biçimde etkileyecek" diyen Doç. Sedat İnan, ikinci kritik nokta olarak
Kahramanmaraş Türkoğlu'nu gösteriyor! "Çukurova'da Kozan'ın kuzeyinde hareket,
Denizli civarında muazzam aktivite var" diyen İnan'ın verdiği bilgilere
göre Manisa'nın batısında, İzmir Urla civarında da hareket görülüyor.
Erzurum Aşkale, Bingöl Karlıova ve Solhan civarındaki faylarsa sürekli hareketli!
İşte Doç. Dr. Sedat İnan'ın açıklamaları
- TÜRDEP projesinde son durum ne?
Planlanan şekilde, hatta genişleyerek sürüyor. Ek mali külfet getirmeden, proje
kapsamında taahhüt etmediğimiz bazı işler de yapıyoruz. Mesela Kahramanmaraş
Türkoğlu civarına istasyon kurduk. Artık radon gazı gözlemini güvenilir bir
düzleme taşıdık. Radon, deprem öncesi anomali veriyor, bu kesin. Bunu diğer
tekniklerle eş zamanlı deneştirmek için çabalıyoruz. Projenin uluslararası tanıtımını
da yaptık. Amerikan Jeofizik Birliği'nin dünyada 40 bin meslektaşımıza giden
haber bülteninde (AGU EOS) duyurduk ve birçok ülkedeki meslektaşlarımızdan bu
projeye katkıda bulunmak, başka ülkelerde hayata geçirmek istediklerine dair
önemli geri dönüşler aldık. Hem TÜBİTAK TARAL destekli TÜRDEP, hem de büyük
bir deprem sonrası acil gözlem araştırmasını içeren DPT (Devlet Planlama Teşkilatı)
destekli DEPAR (Deprem Acil Gözlem Araştırmaları) projesinin ortak ruhuyla,
AB'ye, deprem araştırma alt yapısının geliştirilmesine yönelik geçen aylarda
30 milyon dolarlık proje önerdik. Çünkü ulusal kaynaklarla becerdiğimiz bu işi,
Avrupa'da deprem sorunu yaşayan Yunanistan, İtalya, Romanya ve Bulgaristan'a
uygulayalım istiyoruz. Yani, TÜBİTAK, Afet İşleri Genel Müdürlüğü ve 14 üniversitemizin
özverili çalışmasıyla ihraç noktasına getirdik bu projeleri!
- 1999'daki İzmit Depremi'nin öncesini bilmediğimiz için onun belirtilerini
bugünkü anomalilerle kıyaslama şansımız yok. Ama artık, büyük bir depremin öncesindeki
verileri tespit edip sonraki başka büyük depremleri tahmin etmede kullanabilecek
miyiz?
Kesinlikle! Ayrıca TÜRDEP kapsamında Marmara'nın dışında, Ege ve Doğu'ya taştık
ve tespit edebileceğimiz deprem sayısını arttırdık. İcabında Marmara'da 30 sene
beklersiniz, inceleyebileceğiniz altı büyüklüğünde deprem olmaz. Ama Ege'de
ya da Doğu'da olur. O da olmazsa, Avrupa'ya sunduğumuz projeyle, büyük depremlerin
öncesini Yunanistan veya İtalya'da izleme şansımız olacak.
"Tuz Gölü Fayı Hareketlenirse, Ankara Ve Beş İl Risk Altında"
- Son zamanların güncel olayı, Ankara Balâ depremleri. Bu sarsıntılar Ankara
civarında büyük bir depremin habercisi mi?
Balâ'nın hemen güneyinde uzunluğu 7 - 10 km. arasında değişen küçük faylarımız
var. 20 Aralık 2007'deki 5.6'lık ilk Balâ depreminden hemen sonra orada 30 km.
yarı çaplı çember şeklinde kurduğumuz deprem istasyonları sayesinde, daha sonraki
artçı depremlerin ana şokun çevresinde kümelendiğini gördük. Bu artçılar yakındaki
diğer fay sistemlerine taşınmıyorsa olay lokaldir ve endişelenecek bir şey yok.
Mesela iki, üç ay sonra bu küçük faylarda beş büyüklüğünde deprem olabilir ama
bunlar bizi korkutmaz çünkü altıdan yukarı deprem üretemezler. Korkulan şu:
Balâ'nın en güneyinde, uzun yıllar, belki de 1000 yıldır deprem üretmemiş bir
Tuz Gölü fayı var. Haliyle, nasıl bir deprem üreteceğine dair fikrimiz yok.
İlk Balâ depreminin merkezi Tuz Gölü fayına 30, 40 km. Balâ depremleri yavaş
yavaş Tuz Gölü fayına doğru kayarsa asıl o zaman tedirgin olmak için bir neden
ortaya çıkar. Çünkü bin yıldır hareket etmeyen fay üzerinde ciddi bir gerilim
vardır. Tuz Gölü fayı 100 km. uzunluğunda ve harekete geçtiğinde yedi büyüklüğünde
deprem üretebilir. Ankara, Eskişehir, Niğde, Aksaray, Mersin'in kuzeyi ve Kayseri
civarı etkilenir ve böyle bir depremin merkez üssü de büyük ihtimalle Şereflikoçhisar,
Aksaray veya Niğde'nin Bor ilçesi olabilir.
İzmir'deki Birikim, Depremin Tahminini Kolaylaştırıyor!
- İzmir ve Çanakkale de hareketli. İzmir'de de büyük bir depremin yaklaştığı
söyleniyor
Ege bölgesi ya da Çanakkale civarı, araştırma anlamında Ankara'ya göre kendimizi
daha rahat hissettiğimiz bir yer. TÜRDEP kapsamındaki yoğun gözlem istasyonlarıyla
daha hassas gözlemler elde ediyor ve sürekli değerlendiriyoruz. İzmir Urla'da
2005'te 5.9 büyüklüğüne varan depremler oldu. Çeşme Yarımadası'nı kuzeyden ve
güneyden kat edip denize giren faylar olduğunu biliyoruz. İzmir'in kuzeyinde,
Manisa üzerinde ciddi fayları içeren Gediz Grabeni var ve Denizli'ye kadar uzanıyor.
Denizli'den Aydın ve İzmir'e doğru fay sistemi var. Türkiye'nin en aktif fay
hatlarını içeren bölge burası. Öyle ya da böyle büyük bir deprem yaşanacak ve
yaklaştığı düşüncesiyle de bekleniyor. Yedi büyüklüğünde bir depremin merkez
üssü Denizli, Manisa, Aydın, İzmir'in merkezi ya da açıkları olabilir. Yine
de İzmir için İstanbul kadar kapsamlı bir çalışma yoktu. Yani veriye dayalı
tespitlerden ziyade, çoğu tarihsel değerlendirmelerAma TÜRDEP kapsamında şimdi
bu bölgede çok sayıda istasyonumuz var ve ciddi veriler topluyoruz. Sorsanız
ki "Önümüzdeki bir hafta içinde İzmir'de beşten büyük deprem bekliyor musunuz"
diye, radon gazı ölçüm istasyonlarına dayanarak "Bir anomali yok ve bir
hafta içinde böyle bir deprem beklemiyorum" derim. Ama bir haftadan sonrası
belirsiz!
- Ama yanıtınızdan da şunu çıkarıyorum; tıpkı İstanbul gibi İzmir'de de büyük
bir deprem öncesinde anomalileri izleme ve belki depremi tahmin etme imkânı
doğacak
Altı, yedi büyüklüğünde depremden önceki anomaliler öyle birkaç saat ya da birkaç
gün değil, 10-15 gün önceden başlar varsayımımız var ve doğruluğunu deprem aşamasında
test etmiş olacağız. Bu da tahmini kolaylaştırır. Yani büyük deprem riski taşıyan
bölgeler, bir yandan böyle de bir şansa sahip aslında.
"Elazığ Ve Denizli Civarı Ciddi Alarm Veriyor!"
- Ya Çanakkale?
Biga ilçesinden Yenice ilçesine, güneybatı istikametinde giden ve denize giren
faylar var. Büyük deprem üretme riski var ama kırılacak fayın uzunluğuna bağlı.
Maden Tetkik Arama'nın (MTA) diri fay haritasında Biga, Yenice ve Gönen kesimlerinde
farklı faylar görünüyor. Yani birbirlerinden bağımsız gibiler. Ama MTA'daki
dostlarımız bu fayları haritaya işlerken doğal olarak ellerindeki bilgi ve bulgulara
dayanarak yapıyorlar. Bu faylar için arazide bir bulgu ve gözlemleri yoksa o
arayı boş bırakıyorlar. Ama sismoloji bazlı deneyimlerden biliyoruz ki, yüzeyde
bunun morfolojik işaretini vermeseler de, aslında parçalı görünen bu fayların
birçoğu ilişkili. Haliyle, üreteceği deprem de büyük olacaktır.
- Birçok bölge deprem riski altında. Türkiye'yi kuşatan fay hatlarında son durum
ne? Hangi noktalar hareketli, nereler aciliyet arz ediyor?
TÜRDEP kapsamında son iki yıldır belirgin bir şekilde ortaya çıkan en hareketli
alanlardan biri Elazığ Sivrice bölgesi ve civarıZaten Şubat 2007'de de o bölgede
5.5, 5.9 gibi peş peşe depremler oldu. Ama bunların o bölgede meydana gelebilecek
en büyük depremler olmadığını düşünüyoruz. Çünkü Elazığ civarı ciddi sinyaller
veriyor ve daha büyük bir deprem gelebilir. Muhtemeldir ki yedinin üzerinde
olacak ve Elazığ, Malatya, Diyarbakır ve Adıyaman'ın kuzey kesimlerini ciddi
biçimde etkileyecek. İkinci kritik nokta, Kahramanmaraş Türkoğlu... Buradaki
de, yedi büyüklüğünde deprem potansiyeline sahip büyük ve uzun faylar. Yine
Çukurova baseninin Kozan civarının kuzey kesimlerindeki faylarında hareket gözlemliyoruz.
Denizli civarında muazzam aktivite var. Manisa'nın batısında, İzmir Urla civarında
da hareket var. Erzurum Aşkale, Bingöl Karlıova ve Solhan civarındaki faylar
zaten sürekli hareketli. İç kesimlerdeyse fazla bir hareket yok. Bir tek, iki
yıl sonra kendini tekrarlayan Balâ depremi var ki o da orta büyüklükte. TÜRDEP
öncesi, şimdi bahsettiğimiz bu hareketliliğin çoğunu göremiyorduk. TÜRDEP sayesinde
bir anlamda fay hatlarına ve depremlere büyüteçle bakıyoruz. Afet İşleri Genel
Müdürlüğü Deprem Araştırma Dairesi ve Kandilli Rasathanesi sürekli rasat yapıyor
ama üçten küçük birçok depremi yakalama şansları yok. Çünkü istasyonları birbirine
çok uzak ve hassasiyetleri yaklaşık üç büyüklüğüne kadar. Ama TÜRDEP bir araştırma
projesi olduğu için 1-2 büyüklüğündeki depremleri bile izleyebiliyoruz. Haliyle
onlar üç-beş depremi yakalarken, bizim istasyonlar yüzlerce depremi görebiliyor.
Şöyle bir yararı da var sürekli ve yoğun gözlem çalışmalarının: 2005'te meslekten
olmayan bazı akademisyenler Niksar civarında deprem beklediklerini söylemişlerdi
ama öngörüleri gerçekleşmedi. Şimdi orada da gözlem istasyonlarımız var ve orası
Elazığ, Kahramanmaraş gibi büyük bir hareketlilik göstermiyor. Yani yakın bir
zamanda büyük deprem geleceğini işaret eden veri yok. O zamanlar da o söylentileri
eleştiren yerbilimciler oldu ama ellerinde bu spekülasyonu bilimsel anlamda
değerlendirebilmek için sürekli gözlem verisi olmadığı için net bir duruş sergileyemediler
ve halk sokaklara döküldü.
"Marmara Son İki Aydır Hayli Hareketli!"
- İstanbul civarında uzun zamandır küçük deprem gerçekleşmediği ve bu suskunluğun
hayra alâmet olmadığı söyleniyor. Endişelenmeli miyiz?
Bu suskunluk değerlendirmesine katılmıyoruz. Neye, hangi ölçeğe göre suskunluk?
Marmara son iki aydır hayli hareketli. Az önce dediğim gibi, Afet İşleri ya
da Kandilli kataloglarında Marmara'daki hareketliliğe dair hakikaten bir şey
göremiyorsunuz ama TÜRDEP kapsamında görebiliyorsunuz. Evet; 2000-2001 yıllarıyla
kıyaslanıyorsa acayip bir suskunluk var. Ama zaten 1999 İzmit Depremi'nden sonra
Marmara'da bir sismik hareketlilik başlamıştı ve Marmara büyük depremin ardından
2002'ye kadar süren deprem etkinliği ile sallanıyordu. Bu depremlerin 2007'ye
doğru giderek azalması normal. Böyle kıyas olmaz! Kıyas nasıl olur: 1999 depreminden
önceki dönemle 2006'yı, 2007'yi kıyaslayabilirsiniz. Bu kıyası elimizdeki verileri
değerlendirerek biz yapabiliyoruz ve 1999 depreminden önce de Marmara'nın (İzmit
kesimi dışında) bugünlerdeki gibi çok da hareketli olmadığını görüyoruz. Kıyaslamayı
doğru referansla yapmak lazım. Şimdi Balâ civarında çok deprem oluyor. Çünkü
20 Aralık'ta 5.6 büyüklüğünde deprem oldu ve bunlar onun artçıları. Enerjinin
boşalması lazım. İki, üç ay sonra günde bir tane deprem ya kaydedersiniz ya
etmezsiniz o bölgede.
- "Marmara'da oluyor" dediğiniz o depremler kaç şiddetinde?
İnsanların hissedemediği üçün altında da var, üçün üstünde deSon iki ayın depremlerine
baktığımızda, Marmara'nın tümünde depremler meydana geliyor diyebiliriz. Ereğli,
Tekirdağ açıklarında, Silivri'nin batısında, Şarköy-Gaziköy bölgesinde, Kapıdağ
Yarımadası ile Marmara Adası arasında, Çanakkale Körfezi girişine yakın yerlerde,
Bandırma Gönen civarında, Gemlik Körfezi içinde, Çınarcık Çukurluğu'nda...
- Ama beş büyüklüğünde bir deprem üretmemesi de, gerilimi boşaltamaması adına
endişe edilecek bir durum değil mi?
Üretiyor. Ekim 2006'da Bandırma Kuş Gölü'nde 5.2 ve dört gün sonra da Gemlik
açıklarında 5 büyüklüğünde deprem oldu. Zaten, 5'ten büyük depremi yılda kaç
kez beklersiniz ki bir bölgede!
- Bunlar rahatlatıyor mu Marmara'daki birikimi?
Hayır, çok zayıf depremler. Büyük deprem riskini hiçbir şekilde azaltmıyorlar.
Ama şunu da ekleyelim: Sarayburnu'ndan Büyükçekmece Gölü'nün batısına kadar
uzanan alandaki fayın üzerinde bir hareketlilik yok. Yani olması gerekirken,
bir deprem eksikliği var. Ama bu uzun yıllardır böyle ve zaten tartışma da burada.
Bir kesim, "Burası akışkan, haliyle akan bir malzeme kırılamayacağından
deprem üretmez" diyor; diğer kesim "Hayır, stres biriktirmeye devam
ediyor ama fayda kilitlenmeden dolayı küçük deprem olmuyor ve bu da büyük deprem
işareti." Daha detaylı veriler topladıkça bunun doğru yanıtı verilecektir.
"İstanbul İçin, İyimser Senaryo Daha Gerçekçi!"
- Merkez üssüne göre, depremin İstanbul'a etkisi değişebilir mi?
Sanmıyorum. Sonuçta 30-35 saniye içinde uzunca bir hat kırılacak.
- En iyimser ve en kötümser senaryo ne?
Marmara'yı etkileyecek fay 170 km., tek parça halinde kırılırsa deprem büyük
olur. En kötüsü bu. 7.5 büyüklüğünde, 45-50 saniye sürecek deprem üretebilir.
Yani, gerçekten büyük bir felaketten bahsediyoruz! İstanbul, Tekirdağ, Bursa
ve Çanakkale'yi etkiler. En iyimser senaryo ise Marmara'daki fayların üç parça
olması ve ayrı kırılması. Bu durumda her müstakil deprem yaklaşık 6.5, belki
en fazla 7 büyüklüğünde olacak, daha kısa sürecek ve daha küçük bir alanı etkileyecek.
Şunu da ekleyelim: Marmara'da büyük deprem ihtimalini İstanbul ile sınırlayamayız.
İstanbul'da olacak deprem Balıkesir, Bursa, Çanakkale ve Tekirdağ'ın deprem
tehlikesini ortadan kaldırmıyor. Oralarda olacak depremler de, İzmit Depremi'nin
Avcılar civarını etkilediği oranda etkiler İstanbul'u.
- Sizce hangi senaryo daha gerçekçi?
Kesin bir şey söylemek için veriler kanaatimce yetersiz. Ama eldekiler ışığında
kişisel görüşüm -belki de temennim demek daha doğru olacak-, böylesi geometriye
sahip, yani 170 km. boyunca birkaç noktada bükülerek uzanan Marmara fayı tek
parça değildir. Fay düz çizgi şeklinde gidiyor olsaydı, tek parça deme ihtimalim
artardı. Ama Çınarcık'tan kuzeybatıya doğru çıkıyor, sonra bükülerek batıya
düz ilerliyor, daha sonra Tekirdağ açıklarında güneybatıya doğru bir daha bükülüyor.
Bu geometrik yapısı ile, parçalı fay gibi duruyor. Bu anlamda iyimser senaryoya
daha yakınım ve böyleyse büyük İstanbul depremi diye bir şeyi hiç yaşamayacağımız
anlamına gelir! Eğer bükümlü fay geometrisine rağmen, parçalı görünen fay tek
parça kırılabiliyorsa, bunu da ancak İstanbul depreminde öğrenebileceğiz!
- Marmara 6 civarı bir deprem yaşarsa, kesin "Evet, burası tek parça değil
ve bağımsız kırılacak" diyebilecek miyiz?
Evet, bir nokta kırılırsa artık müsterih olabiliriz. Bu üç parçadan kırılmaya
en yakın aday, Çınarcık açıklarındaki fay. Bir deprem başlayacaksa oradan başlama
ihtimali yüksek. Çünkü 1999 İzmit Depremi'nin oraya yüklediği ek bir stres var.